
Efsanenin Temelleri
Efsane büyük ölçüde gerçekliğe dayanıyor, fakat bilimsel bir çerçeveden bakıldığında gerçek olma ihtimali yok. Biraz garip bir tanımlama olduğunu söyleyebiliriz, ama durumu herhalde en iyi bu şekilde açıklayabiliriz.
Bildiğiniz üzre her canlı gibi midyeler de üreme işlevine sahipler. Bu hayvanlar yılın belirli zamanlarında üremek amacıyla döl salgılıyorlar. Salgılanan sıvı bazı zamanlar kırmızıya yakın veya turuncu renkte oluyor. Kanıt göstermemiz gerekirse:
Bütün mantoya yayılan genital organlarda ve vbağ dokusunda üreme mevsimlerinde , yoğun olarak cinsiyet hücreleri görülebilmektedir. İzmir Körfezi’nde midyeler Eylülden Mayıs-Hazirana kadar döl verebilmektedirler. Fakat en yoğun döl verimi Eylül-Ekim ve Mart-Nisan aylarında olmaktadır. Midyeler döllerini bıraktıktan sonra 1 ay içinde kendini tekrar toplayarak yeni döl üretmektedir.
Midyeler ayrı eşeyli olup, olgun erkeklerde gonadlar krem-beyaz, dişilerde ise portakal sarısı tonlarındadır.
http://www.tarim.gov.tr/uretim/Su_Urunleri,Midye.html
Salgılanan bu sıvı da halk arasında kan olarak değerlendirilmiş olsa gerek ki durum “adet görme” olarak adlandırılmış. Gerçekten de midyelerin üreme dönemlerinde yenmesi çok iştah açıcı olduğu söylenemez. Bu konuda uzman görüşü almamız gerekirse:
Hemen hemen her türü yenilebilir. Sülünezler ile tatlı su midyeleri çok ender olarak yenilirken diğer türlerden bazıları (Cerastoderma sp. ve Cardium sp. gibi) üreme dönemlerinde kan renginde doku sıvılarına sahip olduğu için itici bulunurlar. Kara midye başta olmak üzere bazı türler yumurtalarını suya bırakırken içlerinden denize bulanık bir sıvı akar ve bu halk arasında onların regl dönemi olarak adlandırılır. Et verimi de düşük olacağından üreme döneminde çift kabuklular pek tercih edilmez.
http://www.balikavi.net/forum/showthread.php?t=6996
Aslında meydana gelen yanlış anlaşılmanın doğru bir sonuca yol açtığı bir örnek bu. Bilimsel olarak midyenin adet gördüğünü söylemek bilimsel çevrelerde alaya alınmanıza sebep olabilir, bundan dolayı dikkatli olmanızı öneriyoruz. Adet görme, yani regl olma sadece memeli hayvanlarda, hatta memeli hayvanlarda da daha çok primatlarda görülen bir durum. Kısacası hayvanlar aleminin çok farklı kollarında olan primatlar ve midyeleri üreme açısından ortak bir gruba sokmaya çalışmak biyoloji ve zooloji ortamlarında çok hoş görülen davranışlar değil. Sonuç olarak midyelerin teknik olarak vajinaları olmadığını ve bundan dolayı da teknik olarak regl olmalarının mümkün olmadığını söyleyebiliriz. Tabii ki üreme organları vardır ve bu organlardan döl salgılarlar, ama tabii ki bizim düşündüğümüz anlamda değil.
Din Faktörü
Aslında midye meselesinin bitmek bilmeyen sohbetlere konu olmasının en önemli sebeplerinden birisi işin içine dinin girmesi. Türkiye’deki en geniş mezhep olan Hanefiliğe göre midye yemek yasak sayılıyor. Bu inanç midyelerin adet olduğu efsanesiyle birleşince işler iyice karışıyor. Aslında inek, koyun gibi pek çok hayvanı keyifle lüpürdettiğimiz düşünüldüğünde adet görmeyle yasak ilişkisi çok da bağlantılı gözükmüyor. Yaptığımız araştırmada adet görmeyle midye yasağı arasında bulunduğu varsayılan ilişkiyi kanıtlayacak herhangi bir şey bulamadık. Bu noktada tartışmanın dinsel kısmıyla ilgili açıcı olmak amacıyla birkaç aktarımda bulunulabilir. Diyanet işleri başkanlığı bu konuda şu temel önermede bulunuyor, ama muhtemelen mezheplerin yorumuna karışmamak amacıyla sadece aktarım yapmayı tercih ediyor:
Kur’ân-ı Kerîm’de deniz avının ve denizden elde edilen yiyeceğin helâl olduğu bildirilmiş (el-Mâide 5/96; el-Fâtır 35/12), Hz Peygamber de deniz hakkında sorulan bir soruya “Onun suyu temiz, meytesi (içinde ölen) helâldir” şeklinde cevap vermiştir (Ebû Dâvûd, “Tahâret”, 41; Tirmizî, “Tahâret”, 52). Gerek bu açıklamalar gerekse hakkında özel bir hüküm bulunmayan konularda mubahlığın esas alınması ilkesi suda yaşayan hayvanlarla ilgili hükmün temelini teşkil eder.
Balık türü dışında kalan (midye, kurbağa, yengeç gibi) su hayvanlarını yemek Hanefîler’e göre helâl değildir. Diğer üç mezhebe göre ise, sadece suda yaşayan her türlü hayvan -kendiliğinden ölmüş bile olsa- yenebilir, helâldir. Şâfiî mezhebinde, Hanefîler’in paralelinde bir görüş ile su hayvanlarından eti yenen kara hayvanlarına benzeyenleri helâl, eti yenmeyen kara hayvanlarına benzeyenleri haram sayan bir görüş de vardır.
Hanefîler Mâide sûresinin 3. âyetinde geçen “meyte” lafzını mutlak şekilde yorumlamışlar, ayrıca balık dışındaki türleri “habâis” (iğrenç şeyler) kapsamında kabul etmişlerdir. Fakihlerin çoğunluğu Mâide sûresinin 96. âyetindeki “deniz avı” ifadesinin umumunu (kapsamlı oluşunu) esas almışlar ve ayrıca Hz. Peygamber’in “Denizin suyu temiz, ölüsü helâldir” (Ebû Dâvûd, “Tahâret”, 41; Tirmizî, “Tahâret”, 52) anlamındaki hadisine dayanmışlardır.
http://sorusor.diyanet.gov.tr/fmi/xsl/fetva/y_dokumcevap.xsl?-db=FetvaVT&-lay=wfkweb&-recid=918&-find=
Kısacası midye yiyip yememek kişinin kendi tercihi olarak görülmeli ve yorum kişiye bırakılmalı, fakat yine de teknik olarak midyelerin adet görmediğini ve aynı zamanda adet gören hayvanların da yendiğinin altını çizebiliriz.